Warning: imagepng(): Unable to open 'upload/thumbs/ingilteremuzikharitasi-65-210-135-s-p-center_center-FFFFFF.png' for writing: Permission denied in /var/www/ailehekimi.com/public_html/admin/system/classes/IMAGE_PROCESSOR.php on line 77
TOZLU KASABADAN MODERN BAŞKENTE
TOZLU KASABADAN MODERN BAŞKENTE

TOZLU KASABADAN MODERN BAŞKENTE

22.09.2015 | Aktüel | | Henüz yorum yazılmamış

     13 Ekim 1923’te başkent ilan edilen Ankara, bozkırın ortasındaydı ve şehirden çok, tozlu bir kasabayı andırıyordu. Ankara denildiğinde bir kişinin aklına sadece siyaset ve bürokrasi geliyorsa bu onun, şehrin parklarında hiç uzanmamış, rengârenk caddelerinde hiç gezmemiş olduğu anlamına geliyor. Tarihi yerleri, zamanın nabzını tutan caddeleri ve doğası Ankara’yı özel bir şehir haline getiriyor. Bu özel şehre gelin yakından bakalım.
 
     Beypazarı: Zamanın durduğu yer
   Ankara’yı keşfetmeye şehrin tarihi bölgelerinden biri olan Beypazarı ile başlayalım. Hitit, Frig, Galat, Roma, Bizans, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı uygarlıklarına ev sahipliği yapan bölgenin kültürel zenginliğini ilk bakışta en iyi biçimde Beypazarı konakları yansıtıyor. Gümüş, bakır, demir, deri ve ipek gibi malzemeleri işleyen Beypazarı halkı günümüzde geçimini çoğunlukla el sanatlarından sağlıyor. Rengârenk el sanatları ürünlerini satan dükkânların konak içlerinde olması da ziyaretçilere ayrı bir keyif veriyor. Beypazarı yöresel mutfağıyla da dikkat çekiyor. Her yıl haziran ayında düzenlenen Beypazarı Festivali’ne katılarak bu harika evleri ziyaret edebilir, yerel halkın kendi elleriyle hazırladığı yalkı, bici, mumbar gibi yöresel yemekleri tadarak el sanatlarının en özel parçalarına sahip olabilirsiniz. Beypazarı’nda hem gözünüzün hem de midenizin doyacağına emin olabilirsiniz.
 
 
 
 
     Kalenin uzaklığına ve küçüklüğüne aldanmayın
    Beypazarı’ndan sonra Ankara’da güneşin doğuşunun seyredilebildiği en güzel yerlerden biri olan Ankara Kalesi’ne gitmek doğru bir tercih olabilir. Kalenin yapılış tarihi hakkında net bir bilgi olmadığı için bu görkemli yapının bugüne kadar kaç kez güneşin doğuşuna tanıklık ettiği bilinmiyor.
Ankara ve çevresi tarih öncesi çağlardan beri yerleşim bölgesi oldu. Arkeolojik verilere dayanmamakla birlikte harika bir manzaraya sahip olan kalenin Hititler tarafından yapıldığı düşünülüyor.
Kaleye şehir merkezinden baktığınız zaman gözünüze uzak görünebilir ama kale sanıldığı kadar merkeze uzak değil. Aynı şekilde küçük görünmesine de aldanmayın, bu tarihi kale göründüğünden çok daha büyük. Konser, fotoğraf sergisi ve film gösterimlerine yer veren bir festivale ev sahipliği yapan kalenin verdiği ilham bakımından fotoğrafçılar için de farklı bir anlamı var.
 
 
 ‘’Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi’ne gelebilme ihtimalini seviyordum...’’
     Yaşayabilme İhtimali
                   Yılmaz Erdoğan
 
     Cadde ne güzeldir şimdi!
   Adını 1871-1928 yılları arasında yaşayan ve milletvekilliği döneminde yenilikçi yaklaşımıyla bilinen Tunalı Hilmi’den alan cadde, Ankara’da sosyal yaşamın kalbinin attığı yerlerden biri. Kavaklıdere semtinde bulunan Tunalı Hilmi Caddesi, mağaza, restoran ve kafeleriyle meşhur. Alışverişten yorgun düşüldüğünde caddenin birbirinden keyifli kafelerinde soluklanmak Ankara’da bir tür ritüel.
 
     Arjantin Caddesi
   Adını Arjantin’le olan dostluk anlaşmasından alan Arjantin Caddesi uzun bir yokuş üzerinde şık eğlence mekânlarına ve mağazalara ev sahipliği yapıyor. İstanbul’daki Bağdat Caddesi’ni hatırlatan cadde dik bir yokuş üzerine olmasına rağmen lüksün merkezi ve son derece popüler. Şu bilgiyi de mutlaka bir kenara not edin: Cadde karlı havalarda güzel fotoğraf veriyor.
 
 
 
     Doğayla iç içe olmak
  Ankara’da yemyeşil parklar da mutlaka görülmeli. 1983 yılında Kavaklıdere semtinde açılan ve 67 bin metrekarelik bir alanı kaplayan Seğmenler Parkı huzur veren bir atmosfere sahip. Özellikle sıcak havalarda serin parkın çimenlerine uzanmak gibisi yok.
Kuğuları, ördekleri ve kazlarıyla bilinen Kuğulu Park ise Kültür Bakanlığı Ankara Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu tarafından sit alanı olarak belirlenmiş. 24 farklı kuş türünü barındıran Kuğulu Park için Ankara’nın en sevilen parklarından biri diyebiliriz. Ankara’da doğayla buluşmak için parklar dışında Eymir Gölü’nü de tercih edebilirsiniz. Ankara il sınırları içindeki bulunan ve arazisi ODTÜ’ye ait olan göl piknik, bisiklet ve su sporları keyfi dışında balık tutmak için de doğru adres.

 

 

 

 

 

     
     Ankara Etnografya Müzesi
   Ankara’nın en önemli müzelerinden biri olan Etnografya Müzesi, Cumhuriyet’in ilk mimarlarından Arif Hikmet Koyunoğlu imzasını taşıyor. Anıtkabir’i ziyaret etmeden önce sizi İtalyan heykeltıraş Canonica imzalı bronz atlı Atatürk heykeliyle karşılayan müzeyi gezebilirsiniz. Müze, 1938 yılından itibaren 15 yıl süreyle geçici Anıtkabir olarak kullanıldı. Etnografya Müzesi, Türk sanatının Selçuklu döneminden günümüze geçirdiği aşamaları detaylı bir şekilde görme imkânı veriyor. Bu arada gördüklerini ayrıca araştırmayı sevenlere bir müjdemiz var: Halk giysilerinin, halı ve kilim koleksiyonlarının, Türk ağaç işçiliğinden örneklerin görülebileceği müzede Anadolu folkloru ve sanat tarihiyle ilgili araştırmaları içeren geniş bir kütüphane de bulunuyor.
 
 
 
     Ankara kedisinin hikâyesi
   ‘’Ankara’nın nesi meşhur?’’ sorusuna en çok verilen cevaplardan biri beyaz, uzun tüylü Ankara kedisidir. Ankara’nın eski adı ‘’Angora’’yla da anılan bu kedilerin tüylerinin güzelliği dillere destan ve Türkiye’nin ulusal hazinelerinden biri olarak kabul ediliyorlar. Akıllı ve sahibine sadık bir kedi olan Ankara kedisi, Nobel ödüllü Kolombiyalı yazar Gabriel García Márquez’in bir kitabının da kahramanı olmuş. Latin Amerika ülkelerinde ‘’Gabo’’ adıyla bilinen, 2014 yılında hayata veda eden ünlü yazar, Ankara kedisini ‘’efsanevi soylu’’ sözleriyle övmüş.
 
 
 
 
 
     Ankara’nın en güzel yanı
   ‘’Ankara’nın en güzel yanı İstanbul’a dönmektir’’ sözünün nasıl ortaya çıktığını anlatarak Ankara turumuzu tamamlayalım. Ankara’dan dönmekte olan şair ve diplomat Yahya Kemal’e “Ankara’nın en güzel yanı nedir?” sorusunu sorarlar. Yazarın cevabı nettir: ‘’Ankara’nın en güzel yanı İstanbul’a dönüştür.’’ Şairin bu cevabı zaman içinde İstanbul ve Ankara arasındaki tatlı rekabet için İstanbul severlerin sıkça kullandığı bir espriye dönüşür.
Sözün arkasında yirmili yılların sonunda Ankara’ya giden entelektüellerin bu şehrin bir kasaba ve İstanbul’la karşılaştırılamaz oluşuyla ilgili görüşleri yatıyor olmalı. Türkiye’nin başkenti olmasına rağmen İstanbul’la sıkça kıyaslanan Ankara, ülke siyasetine yön veren, Türkiye’nin tarihi değerleriyle modern yönünü buluşturan özel bir şehir.

Diğer Yazılar

Henüz yorum yazılmamış

Yorum yaz

Email adresiniz paylaşılmayacaktır

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>



Yukarı Çık