Warning: imagepng(): Unable to open 'upload/thumbs/ingilteremuzikharitasi-65-210-135-s-p-center_center-FFFFFF.png' for writing: Permission denied in /var/www/ailehekimi.com/public_html/admin/system/classes/IMAGE_PROCESSOR.php on line 77
Rüya Şehir New York’un Keşfi
Rüya Şehir New York’un Keşfi

Rüya Şehir New York’un Keşfi

18.06.2015 | Aktüel | | Henüz yorum yazılmamış

Havalimanının kapısından çıktığınız andan, tıka basa doldurduğunuz bavullarınızla güvenlik kontrolüne ilerlediğiniz son dakikaya kadar New York’ta geçirdiğiniz zamanın nasıl geçtiğine inanamayacaksınız. Gezilecek en az 3-5 müze, gidilecek onlarca restoran, alışveriş yapılacak yüzlerce dükkân varken bu renkli şehir bırakılıp dönülür mü?

Dikkat, sizi kendine çekebilir!

New York ile ilgili bugüne kadar izlediğiniz filmler ya da diziler eminiz şehirle ilgili beklentinizi artırmıştır. Bunun bir sakıncası yok. Hayal kırıklığına uğramayacak, aklınıza her geldiğinde New York’a tekrar gitmeyi arzulayacaksınız. New York’un sihri tam da burada. Frank Sinatra’nın şarkısında söylediği gibi “uyumayan şehirde uyanmak” ve her zaman bir hayalin içinde yaşamak istemekle ilgili bir durum bu.

New Yorker olmak başka şey

Dünyanın en popüler metropollerinde benzer dertler var: Hava kirliliği, kalabalık, trafik… Kendilerini “New Yorker” olarak adlandıran şehirliler, bu şehirle o kadar gurur duyuyorlar ki hepsi birer turizm elçisi durumunda. Bu nedenle hiç çekinmeyin ve sorularınızı art arda sıralayın. Bazen ters tuttuğunuz haritanızı düzeltip “upper east side, lower west side” diyerek, gitmek istediğiniz noktayı hiç sıkılmadan tarif edecekler, bundan emin olabilirsiniz.

Hangi New York?

Sıkça yapılan bir hatayı şimdiden düzeltelim: New York eyaleti ve New York şehri iki farklı şey. New York şehrinde bir Manhattan var ki işte hepimizin New York olarak bildiği yer aslında burası. Filmlerde gördüğünüz, kitaplarda okuduğunuz bu meşhur yerde NYC’de yapılması gereken on şeyin dokuzunu yapabilirsiniz.

New York’un arka bahçesi

Türk nüfusun yoğun olduğu Brooklyn, olayların eksik olmadığı Queens ve Bronx; turistlerin asla uğramadığı ve New Yorker’ların çok azının gittiği Staten Island, New York’un meşhur bölgeleri arasında. Bir de halk arasında Garden State (bahçe eyalet) olarak anılan, seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli diyerek New York’u izleyeceğiniz en güzel noktaya ev sahipliği yapan komşu şehir New Jersey var. New Yorklular “bahçe” ifadesini komşularını küçümsemek amacıyla kullansalar da son 5-6 yıldır ekonomik krizin de etkisiyle Manhattan’da yaşayan pek çok kişinin evini New Jersey’e taşıdığını da eklemek gerek.
 
Bu kitlenin mesai bitiminde otobüslerle Lincoln tünelini aşarak bir saatlik yolculuk sonunda New Jersey’e geçtiğini görebilirsiniz. Bu göç sabah saatlerinde ters yönde akar. New Jersey’de yeşil alanlar daha fazladır, insanlar burada büyük şehrin karmaşasından uzakta sakin bir yaşam sürer. Buna karşın bu şehrin tercih edilmesinin asıl nedeni New York’tan çok daha ucuz bir yaşam fırsatı sunmasıdır.

Outlet köylerinde

Methini çok duyduğunuz o outlet köylerinin en meşhurları New Jersey sınırları içinde yer alıyor ve pek çok otel bu köylere ulaşmanız için turlar düzenleniyor. Bunlardan birine katılarak ya da araba kiralayarak bir tam gününüzü alışverişe ayırabilir, bu programla meşhur Atlantic City’yi de ziyaret etme imkânı bulabilirsiniz. “Köy” olarak tanımlanan bu alanlarda alışveriş merkezlerinin kasvetli havasından uzaklaşabilir, “alışveriş yapmayı sevmem” deseniz bile seçeneklerin, indirimlerin ve atmosferin cazibesine kapılabilirsiniz.

Taksi

Şehri yukarıdan ve bütün renkleriyle görmenin en güzel yöntemi NYC Taxi’lere binmek. Bütün şehir için değil elbette ama kısa bir mesafe de olsa sarı taksilere binmeden dönmek olmaz. New York uzun yürüyüşler şehri, bu sebeple yanınıza yürüyüş ayakkabılarınızı mutlaka almanızı öneririz.
 
 

Aşağı Manhattan için en az üç gün gerek

Filmlerden, dizilerden aşina olduğumuz SOHO (South of Houston River/Houston nehrinin güneyi) ve komşusu NOLITA (North of Little Italy/Küçük İtalya’nın kuzeyi) birer alışveriş cenneti. Bu
bölgede ikinci el mağazaları ve pek çok tasarım dükkânı bulunuyor. NOLITA’nın şehrin kalabalığından uzak, bohem bir havası var, dolayısıyla buraları mesken tutmuş pek çok sanatçı ve ünlüyle
karşılaşmanız an meselesi. Tribeca ise son on yıldır Robert De Niro’nun oteli ve restoranı, ayrıca film festivaliyle meşhur.
China Town (Çin Mahallesi) ve Little Italy (Küçük İtalya) birbiriyle kesişen sokakları, Çince ve İtalyancanın bir arada kullanıldığı mahalleleriyle görülmeye değer.
 
Genelde yorgunluktan ya da çok fazla alternatif sunmamasından dolayı es geçilen iki önemli bölgeye mutlaka gitmenizi tavsiye ederiz. Bunlar Meat Packing Area ve Chelsea Market. Meat Packing en popüler gece kulüplerine ev sahipliği yaparken, Chelsea seçici damaklara sonsuz alternatifler sunuyor.
 

Manhattan’dan Brodway’e

Manhattan adası kuzeyden güneye inen bulvarlardan ve bu bulvarları dik kesen caddelerden oluşuyor. Bulvarlar da caddeler de rakamlarla tanımlanmış ve sadece Central Park çevresindeki bulvarlara isim verilmiş, Madison Avenue gibi.
Brodway bulvarı adayı boydan boya ikiye bölüyor ve kafa karışıklığı yaratıyor. Harita üzerinde çalışmaya başladığınız anlarda bu bilgilerin ne kadar önemli olduğunu göreceksiniz. Daha sonra birkaç kere yanlış metro durağından çıkıp, aynı gökdelenin etrafında daireler çizince artık Manhattan’ı çözdüğünüzü düşünmeye başlayacaksınız ve ikinci gün turistlere yer tarif eden biri olarak
kendinizi görecek ve şaşıracaksınız. Özetle burada kaybolsanız da çok eğleneceksiniz.
 
New York sürprizlerini kaybolanlara göstermeyi seven bir şehir. Kendinizi gökdelenler arasında gizli bir parkta, çalışan kesimle öğle yemeğinizi yerken bulmanız mümkün ve muhtemelen menüde
inanılmaz lezzetli bir sosisli sandviç (hot dog) olacak. Aynı parkta bir klasik müzik dinletisine dalıp gitmeniz ve tüm öğleden sonranızı bu parkta geçirmeye karar vermeniz de beklenen bir durum.
 

NEW YORK’UN SİMGELERİ

Dilerseniz üç günlük bir iş seyahati için gitmiş olun ya da yıllık izninizi kullanın New York’ta görmeden gelmemeniz gereken çok yer var!
 

Time Square

Hemen hemen her Hollywood filminde kahramanımızın bir şekilde uğradığı “dünyanın en meşhur meydanı”. Frank Sinatra’nın New York New York şarkısında atıfta bulunduğu yerin de burası
olması muhtemel. Çünkü Time Meydanı 24 saat uyumuyor. Günün her saati ışıl ışıl ve binlerce insan bir arada.
 

Brooklyn Köprüsü

Manhattan adası ve Brooklyn’i birbirine bağlayan bu köprü de şehrin simgelerinden biri. Yaya ve bisiklet trafiğine açık olan köprüden yürüyerek geçip köprü ayağındaki Brooklyn Bridge Parkı’ndan Manhattan manzarasını keyifle izleyebilirsiniz.
 

Wall Street

Broadway’den güneye sekiz blokluk alana yayılan dünyanın finans merkezinin civarında stresli borsacıları görme zamanı!

Özgürlük Anıtı ve Battery Parkı

Sadece şehrin değil ABD’nin sembolü olmuş bu anıt, Fransızların Amerikalılara hediyesi. Manhattan adasının en güneyinde (Wall Street ziyareti yapacağınız gün bu geziyi de organize edebilirsiniz) Battery Park’ta Özgürlük Anıtı ve göçmenlerin Amerika’ya alınmadan önce kayıt olmak zorunda oldukları Ellis Adası’na feribot turları düzenleniyor. Bu turlardan satın alıp Ellis Adası’ndaki müzeyi de gezebilirsiniz ya da “ben sadece bir selfie çekip döneceğim” derseniz, feribotlardan birine de atlayabilirsiniz. Normal şartlarda Manhattan’dan Staten Adası’ndaki evlerine dönen yerel halkın kullandığı feribotlar, daha çok sizin gibi düşünen turistler için de hizmet veriyor. Vaktinize ya da ilginize göre tercihinizi yapabilirsiniz ama her iki tur için de en az 1.5 saati gözden çıkarmanız gerekir.
 

Fifth Avenue (Beşinci Cadde)

Özellikle 40. ve 59. cadde arasında dünyanın en lüks ve en ünlü mağazalarına ev sahipliği yapan caddenin en meşhur mağazalarından birinin önünde “Tifanny’de Kahvaltı” hayranlarının Audrey Hepburn pozu verdiklerini görebilirsiniz.
 

Sanatın kalbine yolculuk

New York’a gidip bir Broadway müzikali izlemeden dönerseniz bunu kimseye söylemeyin ya da yılın her dönemi popüler olan oyunlardan birine bilet alıp bu muhteşem deneyimi yaşayın. Yalnız bütçenizin önemli bölümünü bu aktiviteye ayırmanız gerekebilir. Oyunun popülerliği ve koltuğunuzun konumuyla doğru orantılı olarak 150-200 doları gözden çıkarmaya hazırlıklı olun. En iyisi son dakikaya kalmamak ve istediğiniz yerden oyunu izlemek için seyahatinizden önce biletlerinizi online olarak satın almak. Müzikallerden hoşlanmayanlar ve daha bağımsız ve sanatsal gösteriler arayanlar “Off-Broadway” oyunlarını inceleyebilir.
 
Bütçenizi fazla zorlamamak için hazır buralara kadar gelmişken, TKTS (Theatre Development Fund / Tiyatro Geliştirme Fonu) gişelerinde biraz vakit geçirmeniz gerekiyor. En işlek şubesi Times Meydanı’nda, kırmızı merdivenlerin altında. Turistlerin meydanın ortasında güneşlenip dinlenmelerine de imkân veren bu merdiven ve sandalyeler TKTS’ye ait. Buradan sadece aynı gün içindeki Broadway oyunlarına %50 indirimli bilet alabiliyorsunuz ve erken giderseniz en iyi yeri kapıyorsunuz.
 
 

Carnegie Hall

Tchaikovsky ve Leonard Bernstein’dan Beatles’a kadar pek çok müzisyenin sahne almaktan gurur duyduğu, 1891‘den bu yana hizmet veren konser salonu Carnegie Hall’da konser izlemenin keyfi paha biçilemez!

Radio City Music Hall

Rockefeller ailesi tarafından yaptırılmış ve Rockefeller Center’ın gölgesinde yaşayan bu Art Deco tiyatroda hâlâ film gösterimleri yapılıyor ve konserler düzenleniyor. Grammy ve Tonny ödüllerine ev sahipliği yapan bu muhteşem binayı rehberli tur ile gezmenizi öneririz.

Diğer Yazılar

Henüz yorum yazılmamış

Yorum yaz

Email adresiniz paylaşılmayacaktır

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>



Yukarı Çık