DR. TEVFİK TUTULMAZ'LA KAHVE MOLASI

DR. TEVFİK TUTULMAZ'LA KAHVE MOLASI

17.09.2015 | Aile Hekimliği| | Henüz yorum yazılmamış

     Ankara Tıp Fakültesi’nden mezun olan Dr. Tevfik Tolunay Tutulmaz, dört yıldır Sincan 1 Nolu Aile Sağlığı Merkezi’nde aile hekimi olarak görev yapıyor. Daha önce Trafik Hastanesi Acil Servisi’nde ve Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji Kliniği’nde pratisyen hekim olarak çalışan Tevfik Tolunay Tutulmaz’dan deneyimlerini ve Sincan’daki yaşamını bizimle paylaşmasını istedik.

Sincan’da aile hekimi olmak üzerine neler söyleyebilirsiniz?
     2010 yılında aile hekimliği uygulaması başladığında Sincan 1 Nolu Aile Sağlığı Merkezi’nde görev yapmayı tercih ettim ve böylece hayatımda ilk kez Sincan’a gelmiş oldum. Birçok arkadaşım bu bölgede çalışmanın zorluklarından bahsetmişti, bu sebeple korkarak geldiğimi itiraf etmeliyim. Fakat hastalarımı tanımaya, ev ziyaretleri yapmaya ve hasta hekim ilişkisini doğru ve samimi bir şekilde kurmaya başlayınca korkumu da yendim. Özetle, Sincan’da mutluyum.
 
Çalıştığınız Aile Sağlığı Merkezi’nden bahseder misiniz?
     Görev yaptığım Aile Sağlığı Merkezi, Ankara’nın Sincan ilçesinde, il merkezine 20 km uzaklıkta bulunuyor. Merkeze bağlı 35 gebe, 250 çocuk, 300 yaşlı (65 ve üzeri) dahil olmak üzere toplam 4.100 kişilik bir nüfus var. Burası bebek dostu bir aile sağlığı merkezi. Düzenli olarak gerçekleştirdiğimiz ev ziyaretleri de günlük çalışma rutinimizin bir bölümünü oluşturuyor.
 

     Sincan’da çalışmak sizi hangi noktalarda zorlayabiliyor?

   Karşılaştığımız en büyük zorluklardan biri evde sağlık hizmetlerinin kapsamının yanlış anlaşılması. Bazen hastalarımız evde sağlık hizmeti verme amacımızı yanlış anlayabiliyor, farklı taleplerde bulunabiliyorlar. Bizler, hastaların evde sağlık hizmeti alıp almayacağına karar veriyoruz. Fakat yanlış bilgilendirilen hastalar bizlerden “çocuğun ateşi var” ya da “üşütmüşüm, eve gelip beni muayene eder misiniz?” gibi taleplerde bulunabiliyorlar. Ev ziyaretlerinde iğne ya da pansuman yapmamızı isteyen hastalarla sıkça karşılaşıyoruz. Merkezimize kayıtlı kişilerin adres değişikliklerini bize bildirmemeleri de bir başka sorun olarak karşımıza çıkıyor. Sağlık Bakanlığı ulaşamadığımız kişilerden de bizi sorumlu tutabiliyor. Genel olarak aile hekimlerinin karşılaştıkları en büyük sorun, 2010-2014 yılı arasında iyice belirginleşen, üzerlerindeki yükler. Görev yaptığım bölgede birinci basamak hekimlik, koruyucu hekimlik hizmetlerini aksatmadan vermeye odaklanıyorum. Ancak özellikle alım gücü düşük nüfusun yaşadığı bölgelerde çalışan arkadaşlarımız, kronik hastalıkları olan hastalarının rapor yenileme talepleri karşısında zorlanabiliyorlar. Aile hekimi olarak hipertansiyon, diyabet gibi tanıları koyabiliyor, reçete düzenleyebiliyor ve hastaları takip edebiliyoruz. Ancak tanı koyduğumuz hastalıklara yönelik rapor düzenleyemiyoruz. Aile hekimliğinin son dönemlerde itibarsızlaşmasının da etkisiyle hastaların “ne olur verseniz, ne olur yazsanız, ne olur yapsanız” türündeki yaklaşımları sadece beni değil, tüm aile hekimi arkadaşlarımı zor durumda bırakıyor. Bunlar aslında aile hekimlerinin, görev yaptıkları bölgeden bağımsız olarak karşılaştıkları genel problemler. Dolayısıyla bölgeme has bir zorluk yaşamıyorum. Sanırım artık tam bir Sincanlıyım.

 

Sincan size mesleki olarak neler kazandırdı?

     Sincan’dan önce çalıştığım, sosyokültürel ve ekonomik olarak farklı profillerin bulunduğu yerde çoğunlukla yetişkin hastalara hizmet vermiştim. Burada her hastam, bir nevi ailem ve bu durumdan son derece mutluyum.
 
Hastalarınız sıklıkla hangi şikâyetlerle size başvuruyorlar?
     Şikâyetler ve talepler çok çeşitli. İlaç isteği, muayene talebi, çocuklarının aşı ve takibinin yapılması bunların başında geliyor. Bazı hastalarımız sohbet etmek istedikleri ve dertlerini paylaşacakları bir dost aradıkları için de bizi ziyaret edebiliyorlar. Yani bizi devlet değil hastalarımız denetliyor ve bizler de onların yanında olmaya, sorunları için elimizden geleni yapmaya ve dost olmaya hazırız.

 

Günde kaç hastayla temas ediyorsunuz?
     Hasta takibini kolaylıkla yürütebiliyor musunuz? Yaz aylarında günde ortalama 40 hastayla ilgileniyoruz. Bu rakam kış aylarında günde ortalama 70 hastaya çıkabiliyor. Bir aile hekimi için ideal muayene sayısının günlük 35-40 olması gerektiğini düşünüyorum. Günlük olarak temas ettiğimiz hasta seviyesi bu düzeyde kaldığında tanı, tedavi ve takipte sorun yaşamadığımızı görüyoruz.

Koruyucu hekimlik kapsamında hastalarınızı hangi konularda bilinçlendirmeye çalışıyorsunuz?
     Hastalığa yakalandıktan sonra tedavinin zorluğunu, hastalığa yakalanmadan kendilerini korumaları gerektiğini ve her yaş döneminde yapılan taramaların önemini sıklıkla vurguluyorum. Bu konuda hastalarımdan olumlu geri dönüş aldığımı söyleyebilirim.

 

Hastalarınızı fiziksel aktiviteye yönlendirmek öncelikleriniz arasında mı?
     Obeziteyle mücadele programı devlet tarafından yürütülüyor ve bu programı uygulamak görevlerim arasında yer alıyor. Tüm hastalarımın beden kitle endekslerini alıyorum. Obezite sorunu olan ya da sadece kilosundan şikâyet eden, kronik hastalıkları ve eklem sorunları yaşayan hastalarım için diyet ve egzersiz programları hazırlıyorum. Bu sorunları yaşamayan hastalarıma da bu olumlu durumun devamlılığı için düzenli olarak fiziksel aktivite yapmalarını tavsiye ediyorum. Uyumlu hastalarda, onları anlayacak ve iyi iletişim kurulacak zaman ayrıldığında, güven ortamı oluştuğunda ve takip edilecekleri ifade edildiğinde olumlu sonuç alınıyor. Bölgemde bulunan aile yaşam merkezleri ve yürüyüş alanları fiziksel aktivite için çeşitli fırsatlar sunuyor.

 

Çalışma saatleri dışında neler yapıyorsunuz?
     Mesleğimle ilgili okumalar ve araştırmalar yapıyorum. Bakanlığın bilgilendirmeleri, araştırmalara destek veren internetteki her türlü yayın, güncel kitaplar, eğitim toplantıları, Türk Tıp Dergisi, Ankara Medical Journal takip ettiğim ve sevdiğim kaynaklar arasında. Sıkı bir sinema takipçisiyim. Eski yeni filmler izlemek, iki çocuğum ve iki köpeğimle zaman geçirmek bana büyük keyif veriyor.

 

Gıda ve sağlık alanında sosyal medyanın bilgi kirliliğine sebep olduğunu düşünüyor musunuz ?
     Günümüzde çeşitli mecralar üzerinden her türlü bilgiye ulaşmak çok kolay. Ancak bu bilgilerin hangilerinin doğru olduğunu anlamak ve doğru olan bilgileri kullanmak bir o kadar zor. Özellikle gıda ve sağlık alanında duyduklarıyla hareket eden bir toplum da sağlıksız bir toplum olmaya aday. Hastalarımdan, duydukları ya da okuduklarına göre değil de, benim onlara aktardıklarıma göre hareket etmelerini istiyorum.

 

Mesleğinize duyduğunuz heyecanı hissedebiliyoruz. Yine de mesleğinizle ya da geleceğinizle ilgili sizi endişelendiren bir durum olup olmadığını öğrenmek isteriz.
     Haklısınız, işimi severek yapıyorum. Meslek heyecanımı kaybetmedim ve kaybetmeyeceğim. Hastalarımla değil, bürokrasiyle sorun yaşayabiliyorum. Hekimlerin maaşları oldukça düşük. Mevcut maaşlarımızın önemli kısmı özel hizmet tazminatından oluşuyor. Emeklilikteyse bu tazminatlar ortadan kalkıyor. Bugün 25-30 yıllık bir hekimin emekli maaşı aylık 1.800-2.000 TL civarında. Hekim için emeklilik bir hayal gibi görünüyor.

 

Son olarak aile hekimlerine ne söylemek isterdiniz?
     Mutluluk her şeye sahip olmak değil, hiçbir şeye ihtiyaç duymamaktır.

 


Diğer Yazılar

Henüz yorum yazılmamış

Yorum yaz

Email adresiniz paylaşılmayacaktır

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>



Yukarı Çık