ANKARA AİLE HEKİMLİĞİ DERNEĞİ'NDE KISA BİR MOLA

ANKARA AİLE HEKİMLİĞİ DERNEĞİ'NDE KISA BİR MOLA

21.09.2015 | Aile Hekimliği| | Henüz yorum yazılmamış

     Aile hekimliği derneklerinin yürüttükleri çalışmalara yakından bakmak için Ankara Aile Hekimliği Derneği (ANKAHED) Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Akif Emre Eker ile bir araya geldik. ANKAHED’in kuruluş amacını ve yürütmekte olduğu çalışmaları detaylı olarak ele alma fırsatı yakaladık.
 
 
ANKAHED hangi amaçla kuruldu?
     Sanıyorum bu sorunuzu tek bir cümleyle özetlemek mümkün: ANKAHED Türkiye’de örnek gösterilen aile hekimliği kitlesini yaratmak için kuruldu. Temmuz 2011’den bu yana Ankara’da görev yapan tüm aile hekimlerini tek çatı altında toplamak, onları desteklemek, katılımcı demokrasinin kökleşmesine ve aile hekimlerinin yaşam ve çalışma kalitesinin yükseltilmesine katkıda bulunmak amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
 
 
Çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
     Hekimlerimizin eğitim ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik bilimsel çalışmalar yürütmek ve ilgili örgütlerle işbirliği yapmak öncelikli çalışmalarımız arasında yer alıyor. Bu çalışmalara yönelik olarak, bilimsel çerçevede üç yıldır paydaş kuruluşlarımız olan TAHEV ve YBÜ ile birlikte Ankara Aile Hekimliği Kongresi’ni (ANKAKON) düzenliyoruz. Eğitim Kongre ve Organizasyon Komisyonu’muzun, hekimlerimizin eğitim ihtiyaçları doğrultusunda belirlemiş oldukları eğitimleri veriyoruz. Bunların yanı sıra özel sektör ve resmi kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak ve bu işbirliklerini sürdürmek amacıyla görüşmeler yapıyor ve hekimlerimizi düzenlediğimiz sosyal etkinliklerde bir araya getirmeye çalışıyoruz.
 
 
Koruyucu sağlık hizmetlerinin geldiği nokta hakkında neler söyleyebilirsiniz?
     Birinci basamak sağlık hizmetlerinin kullanılabilirliği %50’lere ulaştı. Hedef, gelişmiş ülkelerdeki gibi %80’leri yakalamak olmalı. Aile hekimliği uygulamasının ülkemizde devreye girdiği 2005 yılından önce Türkiye’de ana ve çocuk sağlığı ile bağışıklama dâhil temel sağlık alanındaki veriler birçok Batılı ülkenin gerisinde olduğumuzu gösteriyordu. Bölge tabanlı sistemin uygulanmamasından dolayı sağlık personelinin dağılımında eşitsizlikler oluyor, bu da temel sağlık hizmetlerine erişimde dikkate değer sorunlara yol açıyordu. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin sürekliliği, kolay ulaşılabilirlik sağlanamadığı için sınırlıydı. Maaşların düşük olması, performans artışını teşvik edecek tek öğenin bakılan hasta sayısı olması ve kalitenin aranmaması personelin iş kalitesini olumsuz yönde etkiliyordu. Birinci basamak sağlık tesislerinin bakım, onarım ve temizliliklerinin düzenli olarak yapılmaması bu merkezlerin toplum tarafından kullanılmamasına neden oluyordu. İnsan odaklı, kaliteli, kolay ulaşılabilir ve maliyet etkin bir hizmet sunumu için aile hekimliği uygulaması üzerinde çalışıldı ve sağlıkta dönüşüm programının en önemli bileşeni olarak bu uygulama devreye girdi. Birinci basamakta yeni bir uzmanlık ve hizmet sunumu yaklaşımı oluşturmak, aile hekimlerinin gelirlerini artırarak hak ettikleri seviyelere yükseltmek, klinik rehberlerin kullanımını teşvik etmek, iyi işleyen sağlık bilgi ve karar destek sistemlerinin uygulanmasını ve tasarlanmasını sağlamak, doğru belirlenmiş mali teşvikler sunmak hedefiyle yola çıkıldı. Bu yeni uygulamada doktorlar ve diğer sağlık personeliyle doğrudan performansa dayalı sözleşmeler imzalandı ve uygulama başladı. Uygulamaya geçildikten sonra aile hekimlerinin özverili çalışmaları sayesinde ülke sağlık göstergeleri olumlu yönde değişti. Anne ve bebek kaybında ciddi oranda düşüşler kaydedildi, aşılama oranları %80’lerden %97’lere taşındı. Öte yandan birinci basamağın kullanılabilirliği arttı ve kullanım oranı %50’lere ulaştı. Gelişmiş ülkelerin uygulamalarına baktığımızda birinci basamağın kullanılabilirliği, birçok ülke modelinde %80’den fazladır. Çünkü bu ülkelerde politika yapanlar şunu çok iyi bilirler: Önemli olan ülke nüfusunun hasta olmaması için gerekli tedbirleri almak, periyodik sağlık tarama programlarını geliştirmek ve koruyucu hekimlik uygulamalarını sağlık sisteminin merkezine yerleştirmektir. Ortaya çıkan hastalıkların tedavi edilmesi amacıyla oluşan maliyetler, önlenebilir hastalıkların erken tespiti ve kronik hastalıkların komplikasyonlarının önlenmesi için yapılan koruyucu hizmet maliyetlerinden çok daha yüksektir.
 
 
 
Aile hekimliği sisteminin sağlık sektörüne katkıları hakkında neler söyleyebilirsiniz?
     Maliyet etkin bir hizmet sunumu olarak aile hekimliğini, ülkemiz sağlık sisteminin gücü ve geleceği olarak görüyoruz. Ülkemizde aile hekimliği uygulamasının başlamasıyla birlikte en önemli değişiklik birinci basamak sağlık hizmetlerinde yaşanan vatandaş memnuniyeti oranında görülen artıştır. Peki yeterli mi? Hayır, daha önümüzde atılması gereken pek çok adım, kat edilmesi gereken çok yol var diye düşünüyorum. Aile sağlığı merkezi ve aile hekimi sayıları hakkında ne düşünüyorsunuz? Şu anda ülke genelinde aktif olarak görev yapan aile hekimi sayısı 22 bin civarında. Aile hekimi başına düşen kayıtlı kişi sayısı ise 3.750-4.000 arasında değişiyor. Bugün kayıtlı 4.000 nüfusla aile hekimliği uygulamasını en iyi şekilde yürütmek çok zor. Sağlıklı rakamlara ulaşmak bakanlığın 2023 yılı hedefleri arasında yer alıyor. Tabii bu hedefi gerçekleştirirken kaliteden ödün vermemek, uygun mekânlar tesis etmek gerek. Ayrıca tıbbi malzeme ve lojistik desteğin önemi gözardı edilmemeli.
 
 
Yoğun iş temposu dışında sizce aile hekimleri hangi problemlerle karşılaşıyor?
     Sistemin tek taraflı olarak sadece sağlık çalışanının sorumluluğunda ilerlemesi ve vatandaşımızın kendi sağlığıyla alakalı hiçbir sorumluluğunun olmaması önemli bir problem. Görev tanımımız dışında kalan ve tıp disiplininin prensipleri içinde olmayan görevler ve görevlendirmeler bizi zorlayan bir diğer unsur. Sağlık çalışanlarının şiddete maruz kalmaları durumu da ele alınması gereken sorunlardan biri. Pilot bölge olan Ankara’da, Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği’ndeki katsayı uygulamasının değişmesinden ve Sınıflandırma Yönetmeliği ile Ceza Yönetmeliği’nden kaynaklanan birçok hak kaybı meydana geldi. Toplum Sağlığı Merkezi’ndeki personel eksikliği ve burada görev yapan personelin görev tanımlamalarının tam yapılamamasından kaynaklanan bölgesel farklılıklar da bu dönemde oluştu. Bu faktörler hem motivasyonumuzu bozuyor hem de işimize dört elle sarılmamıza engel oluyor.
Bu problemler nasıl aşılabilir? İdeal bir aile hekimliği uygulaması hedefleniyorsa bunun tek taraflı dayatmalarla, düzenlemelerle ve sahadan kopuk bir şekilde gerçekleşmesi mümkün değil. Sahada görev yapan bizlerin gönlünde yatan, aile hekiminin yaratıcı olmasına imkân tanınması, kendi bölgesinin ve nüfus profilinin gerek ve önceliklerine göre plan ve program yapabilmesi, hakkında verilen kararlarda söz sahibi olması, yeni yönetmeliklerle hak kaybına uğramaması, gün geçtikçe artan iş yüküyle aile hekimliği uygulamasının başlatılma amacının ortadan kaldırılmaması, koruyucu hekimlik ve hata takiplerini layığıyla yapacak ortamların ve zamanın sağlanması.
 
 
 
Aile hekimlerine dergimiz aracılığıyla neler söylemek istersiniz?
     Aslında bu konuda söylenecek çok şey var. Ama biz ANKAHED Yönetim Kurulu olarak öncelikle aile hekimliği yapan tüm meslektaşlarımıza, özverili çalışmalarından dolayı teşekkür etmek istiyoruz. Zira onların her biri birinci basamak sağlık hizmetlerinin, dolayısıyla da ülkemizin gelmiş olduğu sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi ölçütlerinin artışındaki isimsiz kahramanlardır.
Zorlukları yenmek, başarı yolunda mesafe kat edebilmek için hekimlerin birbirlerinin güçlerine ve düşüncelerine ihtiyaçları var. Birinin düşünce ve görüşlerinin tükendiği yerde, diğerinin zekâsı ve buluşları sonuca ulaşmada yararlı olabilir. Birlik olunan yerde ele alınan işlerin başarı yolları daha doğru ve sağlam olarak bulunabilir ve çalışma düzeni daha sağlam bir şekilde kurulabilir. Fikir ve görüş çatışmaları da gerçeğin ortaya çıkmasına yardım eder. Bu nedenle tüm meslektaşlarımızı birlik olmaya ve il derneklerine üye olmaya davet ediyoruz. Son olarak dileğimiz ve beklentimiz, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) hedeflediği beş yıldızlı hekim profilinin tüm aile hekimi meslektaşlarımızca benimsenmesidir. Bu profili WHO’nun nasıl tanımladığını tekrar hatırlayalım:
1. Yıldız: Hastayı bir birey, ailenin ve toplumun bir bileşeni olarak bütüncül bir yaklaşımla ele alıp, yüksek nitelikli, kapsamlı, sürekli ve kişisel bakım sunan (care provider)
2. Yıldız: Sağladığı hizmeti sürdürürken hangi teknolojinin maliyet ve etik açıdan uygun olacağına karar veren (decision maker)
3. Yıldız: Sağlıklı yaşam için gerekenleri etkili biçimde anlatarak bireylerin sağlığını korumasını ve geliştirmesini sağlayan iyi iletişimci (communicator)
4. Yıldız: Çalıştığı ortamdaki kişilerin güvenlerini kazanan, bireysel ve toplumsal gereksinimler için arabuluculuk yapabilen, toplum adına girişim başlatabilen toplum önderi (community leader)
5. Yıldız: Hastaların ve toplumun gereksinimlerini karşılamak üzere bireyler ve kurumlarla uyumlu çalışabilen, sağlık verilerini uygun biçimde kullanan yönetici hekim (manager)
 
 
 
                           

Diğer Yazılar

Henüz yorum yazılmamış

Yorum yaz

Email adresiniz paylaşılmayacaktır

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>



Yukarı Çık